Güncel Sendika Haberleri

24 Mart, 2025

7.⁠ ⁠DÖNEM 2. BAŞKANLAR KURULUMUZU GERÇEKLEŞTİRDİK

Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir!

Sokaklar, adaletin, demokrasinin ve halkın iradesinin alanlarıdır!

Cumhuriyet’in kazanımlarına, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkacağız!

Eğitim-İş olarak ülkemiz, çocuklarımız, demokrasimiz ve geleceğimiz için alanlarda olmaya devam edeceğiz!

Halkın iradesini gasp etmek isteyen zihniyetlere karşı üniversitelerde direnen öğrencilerimize, gençlerimize; eşit, adil, özgür, demokratik bir ülke talebiyle alanları dolduran halkımıza SELAM OLSUN!

Baskılar, hukuksuzluklar, anti-demokratik uygulamalar bizleri yolumuzdan döndüremeyecek! Taleplerimiz karşılanana kadar tüketimden gelen gücümüzü kullanacak ve temel insani ihtiyaçlarımız dışında alışveriş yapmayacak, yandaş medyada reklam veren ürünlerle ilgili boykot uygulayacağız. Üretimden gelen gücümüzü kullanmak için genel grev dahil her türlü eylemliliği tüm örgütlü yapılarla örmeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz.

Egemenlik, bir avuç imtiyazlının değil, halkındır! Eğitim emekçileri olarak, bu düzenin bizi sessiz bir karanlığa mahkum etmesine asla izin vermeyeceğiz!

Bugünden itibaren tüm şube binalarımıza, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir!” sözünü içeren pankartlar asılacaktır. Çünkü biz, bu ülkenin aydınlık geleceği için direnmeye devam edeceğiz!

 

 

BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

7.⁠ ⁠Dönem 2. Başkanlar Kurulumuz, 22-23 Mart 2025 tarihlerinde, Şube ve İl Temsilcilik Başkanlarımızın katılımlarıyla, Ankara’da gerçekleştirildi. Ülkemizdeki siyasal süreç ve son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler ile birlikte sendikal sürecimiz, örgütlenme çalışmalarımız, eğitim-öğretim sistemine ilişkin sorunların tartışıldığı kurulda, aşağıda yer alan sonuç bildirgesi hazırlanmıştır.

“AKP iktidarı, 22 yıldır uyguladığı politikalarla toplumu sindirmeye, korku iklimini derinleştirmeye çalışmaktadır. Gazeteciler, akademisyenler, sendikacılar, öğrenciler günbegün hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmakta, muhalif olan herkes üzerinde ağır bir baskı kurulmaktadır. Türkiye'de hukuk, siyasi iktidarın keyfi müdahaleleriyle ayaklar altına alınmış, adalet mekanizması siyasal çıkarların bir aracı haline getirilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi yerine, gücü elinde bulunduranların talimatlarıyla şekillenen bir düzen inşa edilmiştir. Bugün suç sayılmayan bir eylem, yarın en büyük suç ilan edilebilmekte; hukuk, halkın vicdanında değil, siyasi hesapların karanlık labirentlerinde yozlaştırılmaktadır. Seçimle elde edemedikleri yerel yönetimleri, yargı eliyle gasp etmeye çalışan siyasal iktidar, halkın iradesine karşı açık bir darbe girişiminde bulunmaktadır. Sandıkta kaybedenler, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak halkın demokratik tercihlerini yok saymaya çalışmaktadır. 

Bu baskının son halkası olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hukuksuz bir şekilde tutuklanmış halkın iradesine bir kez daha darbe vurulmuştur! Ancak bu kez karşılarında korkan, susan bir halk değil; sokakları, meydanları dolduran, iradesine sahip çıkan milyonlar vardır! Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara çıkan halk, hukuksuzluğa, baskıya, adaletsizliğe karşı haykırmaktadır! Sokaklar, adaletin, demokrasinin ve halkın iradesinin alanlarıdır! Gençlerimiz ise bu mücadelenin en ön safında, korkusuzca direnmektedir! Onlar sadece bir kişi için değil; hukukun, adaletin ve geleceğinin çalınmasına karşı direniştedir. Onlar, bizlere umudu, dayanışmayı ve aydınlık bir geleceği hatırlatmaktadır. Gençlerimize selam olsun.

CUMHURİYET VE EMEK YÜRÜYÜŞÜMÜZ BİZİ HAKLI ÇIKARMIŞTIR

Eğitim-İş olarak, biz bu kararlılığı Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşünde ve Tandoğan mitingimizde, cumhuriyete ve emeğimize sahip çıkma irademizle tüm ülkeye gösterdik! Cumhuriyet'in kazanımlarına, emeğimize ve geleceğimize; tüm çocukların nitelikli, laik, bilimsel, parasız kamusal eğitime erişim hakkına sahip çıkmak için alanları doldurduk, dayanışmamızın gücünü ortaya koyduk.

EĞİTİM KURUMLARI İDEOLOJİK AYGITLARA DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENMEKTEDİR!

Yargının siyasallaştırıldığı, hukukun yok sayıldığı, ortadan kalktığı bir ortamda özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından söz edilemez. Eğitim, özgür bireyler yetiştirme amacını taşır. Ancak AKP iktidarı, eğitimi ideolojik bir araca dönüştürerek, genç nesilleri sorgulamayan, itaat eden bireyler haline getirmeye çalışmaktadır. Eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle, cemaat ve tarikatların insafına terk edilmektedir. Okullar, devletin denetiminden çıkarılarak, çeşitli protokoller ve etkinlikler bahanesiyle tarikatlara açılmıştır. Çocuklarımız, yasal olmayan sıbyan mekteplerine, medreselere yönlendirilmekte, zorunlu eğitim sistemi tarikatların keyfine göre şekillendirilmektedir. Öğretim programlarına yapılan müdahaleler, vakıf ve derneklerle imzalanan protokoller, Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasi iktidarın bir aygıtı haline getirilmesi, eğitim sistemimizin tarafsızlığını ve bilimselliğini hızla ortadan kaldırmaktadır. Bilimden uzak, akıl dışı öğretilerin müfredata dâhil edildiği bir eğitim anlayışı dayatılmaktadır. Eğitim kurumları, iktidara meşruiyet kazandıran ideolojik aygıtlara dönüştürülmek istenmektedir. İktidar, proje okulları ve Öğretmen Akademisi yoluyla kadrolaşma faaliyetlerine hız vermektedir.

Eğitimin temel ilkeleri, laiklik ve bilimsel eğitim doğrudan bakanlık eliyle yok edilmekte, okullar liyakatsiz kadrolar aracılığıyla gericiliğin üssü haline getirilmektedir. Laiklik, yalnızca bir tercih değil, bu ülkenin bir arada kalmasının, bağımsızlığının ve çağdaşlaşmasının en temel güvencesidir! Laikliğin yok edilmesi demek, bir toplumun karanlığa sürüklenmesi demektir.

Eğitimin temel taşı olan öğretmenler, siyasi baskılar ve güvencesiz çalışma koşulları altında ezilmektedir. Öğretmenlerimiz düşük ücretlerle, güvencesiz istihdamla karşı karşıya bırakılmaktadır.

Ekonomi çökmüş, halk açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiştir. İşçiler, emekçiler sefalet içinde, emekliler aç, gençler işsiz, kadınlar güvencesizdir! Öğretmenlerimiz güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmekte, meslek onurları hiçe sayılmaktadır. İktidarın yandaş kayırmacılığı, halkı yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm etmektedir. Kamu kaynakları sermayeye aktarılırken halktan alınan vergilerle bir avuç imtiyazlı azınlık beslenmektedir.
Ekonomik krizle her geçen gün ağırlaşan hayat koşulları, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale gelmemize yol açmıştır.  Artık zamlar, sıradan bir haber olmaktan çıkıp emekçilerin günlük yaşamını altüst eden bir gerçekliğe dönüşmüştür. Market raflarından temel ihtiyaçlara, faturaların her kaleminden ulaşım ücretlerine kadar fiyatlardaki artışlar, emekçilerin cebine her gün biraz daha yük bindirmektedir. Emekçiler, maaşlarını hangi ihtiyaçlarına yetiştireceklerini şaşırırken, art arda gelen zamlarla mücadele etmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir.

HAKKIMIZI SAVUNMAYA, ALANLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ!

İktidar artık halkın, emekçilerin, gençlerin yokluğa, yoksulluğa, baskılara karşı yükselttiği sesi duymak zorundadır. Eğitim-İş Başkanlar kurulu olarak hukuksuz operasyonları en güçlü şekilde kınıyor ve protesto ediyoruz! Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu keyfi gasp düzenine karşı cevabımız, her zamankinden daha fazla dayanışma ve mücadeleyi büyütmek olacaktır. Demokrasiye sahip çıkma çağrısında bulunuyoruz ve eğitim emekçileri olarak uyarıyoruz: Bugün ülkemizin çağdaşlığı ve hukukun üstünlüğü için ses çıkarmazsanız, yarın çocuklarınız sessiz bir karanlık içinde yaşamaya mahkum olacaktır. Çocuklarımıza daha yaşanabilir bir ülke bırakabilmek için bir arada durmak, hepimizin tarihsel sorumluluğudur.

Padişahlık düzeni kurmak isteyenlere karşı, halkın kendi yöneticilerini özgürce seçebildiği bir Cumhuriyeti inşa eden Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkacağız. Cumhuriyet’ten, laik ve bilimsel eğitimden, emeğin hakkından, adaletten ve eşitlikten asla vazgeçmeyeceğiz! Eğitim-İş olarak, hakkımızı savunmaya, alanlarda olmaya, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz!

TÜKETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANACAĞIZ!

Başkanlar Kurulumuz, bu süreçteki dayatmalara karşı şu kararları almıştır:

Baskılar, hukuksuzluklar, anti-demokratik uygulamalar bizleri yolumuzdan döndüremeyecek! Taleplerimiz karşılanana kadar tüketimden gelen gücümüzü kullanacak ve temel insani ihtiyaçlarımız dışında alışveriş yapmayacak, yandaş medyada reklam veren ürünlerle ilgili boykot uygulayacağız. Üretimden gelen gücümüzü kullanmak için genel grev dahil her türlü eylemliliği tüm örgütlü yapılarla örmeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz.

Egemenlik, bir avuç imtiyazlının değil, halkındır! Eğitim emekçileri olarak, bu düzenin bizi sessiz bir karanlığa mahkum etmesine asla izin vermeyeceğiz!

Bugünden itibaren tüm şube binalarımıza, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir!” sözünü içeren pankartlar asılacaktır. Çünkü biz, bu ülkenin aydınlık geleceği için direnmeye devam edeceğiz!

 

Kokart ve afişlere ulaşmak için tıklayınız