3 MART DEVRİM YASALARI 102 YAŞINDA!

02 Mart 2026

Türkiye Cumhuriyeti, 3 Mart 1924’te kabul edilen üç devrim yasasıyla aydınlanma yürüyüşünün rotasını çizmiş; laikliğin, bilimsel düşüncenin ve çağdaş hukukun temellerini atmıştır.

 

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış, cemaat-tarikat ve her türlü gerici yapıların eğitim üzerindeki hegemonyasına son verilerek akıl ve bilim rehber kılınmıştır.

 

Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılması ile hukuk sistemimiz dogmalardan arındırılarak çağın gereksinimlerine uygun hale getirilmiştir.

 

Halifeliğin kaldırılması ile teokratik yönetim yerle bir edilmiş, egemenlik kayıtsız şartsız halkımıza verilmiştir.

 

Büyük devrimlerimizin 102. yılında Cumhuriyet’in temel değerleri, siyasi iktidarın bilinçli ve sistematik saldırılarıyla kuşatılmaya çalışılıyor. 2002’den bu yana laik Cumhuriyetimizin kazanımları birer birer aşındırılmakta, eğitim sistemi ve toplumsal yaşam dini referanslarla dizayn edilmektedir.

 

Bugün okullarımız, Tevhid-i Tedrisat’ın ruhuna tamamen aykırı biçimde cemaat ve tarikat yapılarının faaliyet alanına açılmakta; çocuklarımız, ucuz iş gücü olarak sermayenin kanlı ellerine teslim edilmektedir.

 

Bu piyasacı ve gerici kuşatmanın en somut ve tehlikeli adımı laikliğe ve karma eğitime yönelik bitmek tükenmek bilmeyen saldırılardır.

 

Bugün uygulanan eğitim politikaları, Anayasa’nın laiklik ilkesini ve 24. maddede güvence altına alınan özgürlükleri açıkça çiğnemektedir. Diyanet’in eğitim sistemi üzerindeki vesayeti günaşırı artmakta; ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ gibi projelerle öğrenciler ve öğretmenler dini içerikli faaliyetlere mecbur bırakılmaktadır. Gerici müfredat yoluyla pozitif bilimlerin ağırlığı azaltılmakta; düşünen, sorgulayan, üreten özgür yurttaşlar yerine biat kültürüne teslim olmuş nesiller yaratılmak hedeflenmektedir. ÇEDES, MESEM, Maarif Modeli vb. dayatmalarla çocuklarımızın zihnine ‘şükür’, ‘kader’ gibi itaat odaklı kavramlar kazınırken; laik ve nitelikli eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış, yalnızca satın alma gücü olanların erişebildiği sınıfsal bir ayrıcalığa dönüşmüştür.

 

Laikliği ve laik eğitimi tasfiye ederek toplumu dini dogmalarla şekillendirmek isteyenler, bu karanlık hedefin ilk adımı olarak karma eğitimi görmektedirler. Dolayısıyla karma eğitime yönelik saldırılar yalnızca pedagojik bir yıkım değil; laikliği ve laik yaşam tarzını tamamen ortadan kaldırmayı, kadını toplumsal hayattan dışlamayı ve Cumhuriyet devrimlerini kökünden yıkmayı amaçlayan siyasi bir hamledir.

 

 

Eğitim-İş olarak bir kez daha haykırıyoruz:

• Tarikat-cemaat ve her türlü yapıları okullarımızdan söküp atacağız.

• Karma eğitim düşmanlarına, kadınları kamusal alandan silmeye çalışanlara ve çağdışı müfredat dayatmalarına geçit vermeyeceğiz.

• Gerici ve piyasacı kuşatmalara karşı laik, bilimsel, kamusal, parasız ve karma eğitimi ve Cumhuriyet’in kazanımlarını sonuna kadar savunacağız.

 

Türkiye Cumhuriyeti, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde laik ve çağdaş bir ülke olarak varlığını sonsuza dek sürdürecektir!

 

Yaşasın laik, bilimsel, kamusal eğitim.
Yaşasın 3 Mart’ın devrimci mirası.

Yaşasın Cumhuriyet!