56. YILINDA 15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ’Nİ SELAMLIYORUZ!
EĞİTİM EMEKÇİLERİNE YÖNELİK POLİS ŞİDDETİNİ KINIYORUZ!
TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ, İDARİ VE MALİ KARARLAR GÜNDEMLİ OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL İLANI
IRMAK ÖĞRETMENİMİZİ UNUTMAYACAĞIZ, SORUMLULARDAN HESAP SORACAĞIZ!
EĞİTİM HAKTIR, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ SUÇTUR!
14 Haziran 2026
Türkiye işçi sınıfı tarihinin en görkemli başkaldırısı olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ni 56. yıl dönümünde saygıyla selamlıyoruz.
15-16 Haziran; yalnızca bir ücret veya zam talebi değil, emeğin örgütlenme özgürlüğüne vurulmak istenen darbeye karşı verilen bir mücadeledir. İktidarın ve sermayenin el ele vererek, 1967’de kurulan ve kısa sürede işçi sınıfı içinde büyük bir örgütlülük yaratan DİSK’i fiilen bitirmeyi hedefleyen yasa tasarısına karşı emekçiler; kendi sendikalarını seçme özgürlüğünü ve anayasal haklarını büyük bir mücadeleyle korumuşlardır.
İktidarın, işçileri sarı sendikalara mahkûm kılmak isteyen yasa tasarısı; yüz binlerce işçinin iki gün boyunca meydanları ve fabrikaları saran direnişiyle iptal edilmek zorunda kalmıştır. Ancak 56 yıl önce işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle koruduğu hakları, 12 Eylül faşist darbesiyle gasp edilmiştir.
24 yıla yaklaşan AKP iktidarının sonucunda, emekçilerin örgütlenmesinin önüne konulan engellerin, yandaş sendikaları devlet eliyle büyütme çabalarının, 1970’teki yasa tasarısını hazırlayan zihniyetle birebir aynı olduğunu görüyoruz. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) Küresel Haklar Endeksi raporu da bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye, son 11 yıldır işçiler için dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer almaya devam etmektedir. Rapora göre Türkiye’nin bu listede yer almasının nedeni; sendikal nedenlerle kitlesel işten çıkarmalar, toplu sözleşme hakkının engellenmesi, sendika yöneticilerine yönelik keyfi tutuklamalar, asılsız suçlamalar ve kovuşturmalarla hukukun bir baskı aracı olarak kullanılması, emekçilerin sürekli bir işsizlik tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasıdır.
Bugün tüm emekçiler; derinleşen yoksulluk, insan onuruna yaraşmayan yaşam koşulları ve başlarının üzerinde sürekli sallanan bir işsizlik sopası tehdidi altında yaşamaya mecbur bırakılmaktadır. Asgari ücretin en temel insani ihtiyaçları dahi karşılamadığı, ortalama ücretin asgari ücrete eşitlendiği bu düzene karşı durmanın tek yolu; dün olduğu gibi bugün de omuz omuza verilecek örgütlü mücadeleden geçmektedir.
15-16 Haziran 1970’te meydanları dolduran yüz binlerce işçinin gücü, haklılıklarından ve örgütlülüklerinden geliyordu. Biz de biliyoruz ki haklar kapalı kapılar ardında, yandaşların oturduğu pazarlık masalarında değil; örgütlü mücadeleyle kazanılır.
Eğitim-İş olarak 56 yıl önce bugün emeğin onurunu, hak aramanın meşruluğunu ve örgütlü mücadelenin gücünü tüm ülkeye gösteren yüz binlerce işçinin mücadelesini saygıyla selamlıyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU