BİLGİ ÜNİVERSİTESİ’NİN KAPATILMASI YÜKSEKÖĞRETİMİ PİYASA ANLAYIŞIYLA YÖNETEN SİSTEMİN İFLASIDIR!

22 Mayıs 2026

Eğitim-öğretimden siyasi partilere kadar toplumsal hayatı oluşturan tüm alanlar, siyasi iktidarın keyfi yönetimine mahkûm edilmiştir. Alışkanlık haline getirilen kayyum politikaları, artık siyaset alanını da aşarak eğitim kurumlarını yutmaya başlamıştır.

Yükseköğretim alanında yaşanan bu kaosun tek sorumlusu; eğitimi ticarileştiren siyasi iktidar ve akademik özerkliği yok ederek bu düzene çanak tutan YÖK’tür. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan kriz; eğitimi ticari faaliyet, öğrenciyi müşteri, akademisyeni ise güvencesiz bir şirket çalışanı olarak gören zihniyetin sonucudur.

Üniversitelerin bilim yuvası olmaktan çıkarılıp, kâr-zarar hesabı yapan ticari işletmelere dönüştürülmesinin faturası öğrencilere, velilere, akademik-idari personele ve kampüs içinde çalışan binlerce emekçiye kesilmektedir.

Bini aşan akademik/idari personel ile kampüs içinde taşeron ya da sözleşmeli olarak görev yapan emekçiler, alınan bu kararla bir gecede işsiz kalma riskiyle baş başa bırakılmıştır.

YÖK, 20 bini aşkın öğrencinin ve akademik/idari personelin mağduriyet yaşamaması için gerekli tedbirlerin alınacağını duyursa da dönem ortasında, üstelik final sınavlarının hemen öncesinde böyle bir kararın verilmesi, binlerce öğrenciyi büyük bir belirsizliğin ve mağduriyetin içine itmiştir. Bilimsel düşüncenin yuvası olan üniversitelerin siyasi veya ekonomik nedenlerle bir gecede kapatılması, doğrudan özgür düşünceye ve bilimsel üretime vurulmuş bir darbedir.

Üniversiteler taştan ve betondan oluşan, öğrencilerin birinden diğerine kolayca nakledilebileceği binalar değildir. Üniversite kampüsleri; akademik gelenek, kültür ve hafıza barındırır. 20 bini aşkın öğrencinin yaşayacağı mağduriyet, onların başka bir üniversiteye geçişini sağlamakla ortadan kaldırılamaz.

Kamusal eğitim hakkını yok sayan, üniversiteleri holdinglerin oyuncağı haline getiren bu eğitim anlayışı çökmüştür.

Eğitim-İş olarak gençlerimizin mağdur edilmesine, eğitimin piyasalaştırılmasına, eğitim emekçilerinin belirsizliğe ve güvencesizliğe mahkûm edilmesine karşı sessiz kalmayacağız.Emeğin ve bilginin değersizleştirildiği bu düzene karşı laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.

MERKEZ YÖNETİM KURULU