CUMHURİYETE, LAİKLİĞE VE ÖĞRETMENLERİMİZİN ONURUNA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ

26 Şubat 2026

Halil Konakçı denilen zatın son dönemde yaptığı açıklamalar, Cumhuriyetin temel değerlerine ve toplumsal barışa yönelmiş sistematik bir saldırı niteliği taşımaktadır.


Cumhuriyete ve Atatürk’e hakaret eden, laiklik karşıtı söylemlerle toplumu ayrıştırmaya çalışan; kadınların giyimine, karma eğitime ve gençlerin yaşam biçimine müdahale etmeyi kendinde hak gören; sanatçı Volkan Konak için kullanılan “sahnede geberdi” gibi insanlık dışı ve saygısız ifadeleri meşrulaştıran; doğal afetleri “toplumsal günahlar” ile ilişkilendirerek büyük acılar üzerinden toplumu suçlayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu ülkenin ortak değerlerine yönelik böylesi pervasız ifadeler kullanan hadsiz, küstah ve utanmaz bir zihniyetin kabul edilmesi mümkün değildir.


Bu şahsın öğretmenleri “atın, sürün, şut” sözleriyle hedef göstermesi; sendikal haklarını kullanan kamu emekçilerini görevden alma çağrısında bulunması açık bir hukuk ihlaline davettir. Hiç kimse anayasal haklarını kullanan öğretmenleri tehdit edemez, sürgünle ya da görevden alma çağrılarıyla baskı altına almaya kalkışamaz.


Dahası, laiklik ilkesini “dinsizlik” olarak nitelendirmesi; Cumhuriyetimizin temel niteliklerine doğrudan saldırıdır. Laiklik, inanç özgürlüğünün teminatıdır. Laiklik, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasının güvencesidir. Laiklik, kimsenin inancından ya da inançsızlığından dolayı baskı görmemesinin anayasal dayanağıdır. Bu ilkeyi çarpıtmak, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmektir.


Laiklik; dindarların da, inananların da, inanmayanların da bir arada özgürce yaşayabilmesinin güvencesidir. Laiklik aynı zamanda Halil Konakçı gibilerinin temsil ettiği dinbazlığa ve din istismarcılığına karşı toplumun ortak teminatıdır. 


Daha önce de benzer açıklamalarıyla yurttaşlar arasında açıkça husumet ve ayrılık yaratmayı amaçlayan bu şahıs hakkında başvuruya bile gerek bırakmayacak açıklıkta bir tablo ortadayken hiçbir işlem yapılmaması, bugün gelinen noktadaki pervasızlığın başlıca nedenidir. Yaptığımız başvuruların geçiştirilmesi, göstermelik soruşturmalarla kapatılması da bu gerçeği değiştirmemektedir. Bu dili kullanan da, bu dili mümkün kılan ve o makamda tutan da sorumludur. Biz bu sürecin peşini bırakmayacağız. Yapılanlar da, yapılmayanlar da tarihin kaydındadır; Cumhuriyeti, laikliği ve birlikte yaşamı savunanlar yapanı da koruyanı da tarihe not düşecektir.


Hiç kimse öğretmenleri tehdit edemez.
Hiç kimse sendikal hakları yok sayamaz.
Hiç kimse Cumhuriyetin temel ilkelerini hedef alamaz.


Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumları açıkça göreve çağırıyoruz. Kamu gücünü kullanan bir kişinin toplumu ayrıştırmasına sessiz kalmak da sorumluluktur. Bu dili kullanan kadar, bu dili görmezden gelenler de tarih önünde sorumludur. Halkın dini duygularını kişisel ajandası doğrultusunda istismar eden bu şahıs hakkında derhal idari işlem başlatılmalı ve görevden alınmalıdır. 


Başöğretmenin eğitim neferleriyiz ve açıkça söylüyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet laik kalacaktır.


Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.” Bu ülkenin okulları; bilimle, akılla ve çağdaş eğitim anlayışıyla yönetilir. Hiçbir ideolojik veya dini dayatma eğitim kurumlarına yön veremez.


Eğitim-İş olarak; üyelerimizi hedef gösteren, anayasal düzeni tartışmaya açan bu açıklamalarından dolayı Konakçı hakkında suç duyurusunda bulunduk. 


Cumhuriyete, laikliğe ve öğretmenlerimizin onuruna sahip çıkmaya devam edeceğiz.