28 Ekim 2026
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti, 103 yıl önce emperyalizme karşı verdiğimiz tam bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş, aklın ve bilimin rehberliğinde yükselmeyi hedeflemiş insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biridir. Cumhuriyetimizin temeli yalnızca siyasi ve askeri bağımsızlık değil, üreten, sorgulayan, özgür yurttaşların yaratılmasıdır.
Tam da bu nedenle Eğitim-İş, yürüttüğü laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelesiyle Cumhuriyet ilke ve devrimlerinin hem teminatı hem de taşıyıcısıdır.
Gericiliğe, bağnazlığa, yobazlığa, yoksulluğa ve çaresizliğe karşı “kimsesizlerin kimsesi” olarak kurulan Cumhuriyet; karanlığa karşı aydınlığın, kulluğa karşı yurttaşlığın zaferidir. Kurtuluşu yabancı ellerde aramayan, kaderini saraya teslim etmeyen, her şeyi kendinden bekleyen bir halkın iradesidir. 1933’te, Cumhuriyetimizin Onuncu Yıl kutlamalarında Ankara’da açılan bir pankart bugünkü mücadelemize de ışık tutmaya devam etmektedir: “Her şeyi kendimizden bekleriz!”
Bugün Cumhuriyetimizin en temel değerleri çok yönlü bir saldırıyla karşı karşıyadır. Anayasa’nın kurucu nitelikleri tartışılmakta, ÇEDES ve benzeri protokollerle okullarımızın kapıları gerici yapılara açılmaktadır. “Maarif Modeli” adı verilen çağdışı müfredat dayatmalarıyla akıl, bilim, sanat, felsefe, Atatürk ilke ve devrimleri ders kitaplarından çıkarılmakta; Cumhuriyetin eleştiren, düşünen, sorgulayan özgür yurttaş ideali aşındırılmaktadır.
Cumhuriyetin “kimsesizlerin kimsesi” olma hedefi çiğnenmekte, her çocuğu kendi evladı gören anlayış yıkılmaktadır. Bugün yüz binlerce çocuğumuz okul sıralarından koparılıp atölyelere, fabrikalara ucuz ve güvencesiz işçi olarak mahkûm edilmektedir. Kamusal kaynaklar sermayeye aktarılırken çocuklarımız okulda bir günü aç ve susuz geçirmekte, nitelikli eğitim yalnızca parası olanların erişebildiği bir ayrıcalığa dönüştürülmektedir.Eğitimde yaşanan yıkım, Cumhuriyetin kamucu ve aydınlanmacı birikimiyle hesaplaşan siyasi anlayışın eseridir.
Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirme görevini verdiği öğretmenler ise bugün güvencesiz çalışma koşullarıyla, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerle ve her geçen gün artan şiddetle baş başa bırakılmıştır.
Cumhuriyet saraylardan alınan icazetle kurulmadı. Cumhuriyetimizi kuran halkın örgütlü iradesi, bugün de onu savunacak ve yükseltecek olan iradedir.
Eğitim-İş olarak sınıflarımızda, okullarımızda ve meydanlarda büyüttüğümüz örgütlü gücümüzle kulluğa karşı yurttaşlığı, gericiliğe karşı bilimi, sömürüye karşı emeği savunmaya devam edeceğiz.
29 Ekim, Cumhuriyeti coşkuyla kutladığımız, onun bağımsızlık ve aydınlanma idealini yaşatma irademizi yenilediğimiz gündür. Cumhuriyeti savunmak; çocukların eğitim hakkını, emekçilerin insanca yaşamını, halkın egemenliğini savunmaktır. Eğitim-İş olarak Cumhuriyetin birikimini koruyacak, devrimci idealini mücadelemizle büyüteceğiz!
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, kurucu kadroları ve Cumhuriyet uğruna mücadele eden tüm devrimcileri saygıyla anıyor, Cumhuriyetimizin 103. yılını kutluyoruz.
Yaşasın Cumhuriyet!
İlelebet Cumhuriyet!
MERKEZ YÖNETİM KURULU