GEÇ GELEN ADALET, ADALETSİZLİĞİN DE BELGESİDİR!

06 Ekim 2026

GALERİ
GEÇ GELEN ADALET, ADALETSİZLİĞİN DE BELGESİDİR! | EĞİTİM İŞ GEÇ GELEN ADALET, ADALETSİZLİĞİN DE BELGESİDİR! | EĞİTİM İŞ GEÇ GELEN ADALET, ADALETSİZLİĞİN DE BELGESİDİR! | EĞİTİM İŞ

RESİMLERİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN ÜSTÜNE TIKLAYINIZ

Önceki dönem Genel Başkanımız Veli Demir’in, 15 Temmuz darbe girişimini kınarken siyasi iktidara yönelik eleştirileri nedeniyle yargılandığı ve mahkûm edildiği dava, Anayasa Mahkemesi’nin verilen mahkûmiyet kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmesinin ardından bugün Konya’da yeniden görüldü. Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesi, yeniden yargılama sonucunda Veli Demir’in beraatine karar verdi.


AYM’nin, Veli Demir’in açıklamasının bütününün değerlendirilmediğini ve bazı ifadelerin bağlamından koparıldığını ortaya koyan hak ihlali kararının ardından görülen duruşmaya; Genel Başkanımız Kadem Özbay, Genel Sekreterimiz Seher Ergin, Genel Mali Sekreterimiz Doğan Dağdelen, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bülent Metin, Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek, Genel Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreterimiz Hüseyin Selçuk, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ve MYK üyeleri ile şube başkanlarımız katıldı. 


Genel Başkanımız Kadem Özbay, duruşma sonrasında yaptığı açıklamada şöyle konuştu:
Bugünkü dava ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı, hukuk açısından tarihe geçmiştir. Yıllardır söylediğimiz gibi; ifade özgürlüğünün, demokratik hakların kullanımı açısından eleştirinin sınırlarını iktidara ya da herhangi bir güç merkezine göre belirleyemeyeceğimizin tarihi belgesidir.


Ben öncelikle Türkiye’nin o karanlık dönemlerinde, Eğitim-İş’in ilkelerinde tarif edildiği gibi tarihsel sorumluluğunu üstlenerek bu ülkede gerçekleri söyleyen Sayın Genel Başkanımız Veli Demir’e teşekkür ediyorum.


Bugün yine mahkemede, mahkeme kayıtlarına geçecek şekilde şunu söyledi: “Evet, biz darbelere karşıyız. Biz demokrasiden yanayız. Biz Cumhuriyet’in öğretmenleriyiz, Cumhuriyet’in eğitimcileriyiz. Ama darbeye karşı olmakla birlikte, iktidarın yaptıklarına, bu gerici yapılanmalara karşı da iktidarın sorumluluğuna işaret ederiz. Burada eğer bir ceza olacaksa da bunu bir apolet olarak taşırız.”


Aslında Sayın Genel Başkanımız ve Eğitim-İş’in, Cumhuriyet’ten ve emekten yana Türkiye’nin en büyük sendikasının temsilcileri, Cumhuriyet’in öğretmenleri olarak haykırdığı şey şudur: Biz her şekilde, her koşulda hakikatleri söyleriz ve söylediğimiz sözün her yerde arkasında dururuz.


İşte bu nedenle de bu dava tarihi bir belgedir. Ben Sayın Genel Başkanımıza ve avukatlarımıza, örgütümüzün ilkeleri doğrultusundaki savunmaları ve tarihe geçirdikleri bu sözler nedeniyle bir kez daha teşekkür ediyorum.


Buradan Eğitim-İş Genel Başkanı olarak da şunu ifade ediyorum: Evet, bu ülkenin başına FETÖ gibi yapılar bela olduysa, sizin tarifinizle de paralel bir devlet haline geldiyse bunun en başta sorumlusu iktidardır. İktidar, bugüne kadar uyguladığı gerici politikalarla, ayrıştırıcı diliyle ve beslediği bu gerici yapılanmalarla maalesef Cumhuriyet kurumlarının içini boşaltmış ve böylesine karanlık bir sürecin yaşanmasının da baş sorumlusu olmuştur.


O nedenle biz diyoruz ki 15 Temmuz’dan önce de FETÖ’yle, bu ülkedeki tarikat yapılanmalarıyla ilgili aynı sözleri söylüyorduk. Cumhuriyet bilincine, yurttaşlık sorumluluğuna ve haklarına sahip çıkıyorduk. Biz sokakta “ABD’nin imamı, kaça sattın vatanı?” diye slogan atarken bizim karşımıza geçenler, onları koruyup kollamaya çalışanlar, “Hocaefendi, seni çok özledik” diyenler yaşanan sürecin çok net ortağıdır. Bu ülkede eğer bir tarikat yapılanması darbeye kalkıştıysa bunun baş sorumlusu iktidardır.
Bunu o gün de söyledik, bugün de söyleyeceğiz. İktidar her şeyin sahibi gibi davranıp hiçbir şeyin sorumluluğunu almadan, bu ülkenin tarihine bu şekilde geçip gitmeyecek.


Biz şunu biliyoruz ki herkes günün sonunda tarihle yargılanır. Toplumsal vicdandaki yeri tarihle belirlenir. O nedenle biz hakikatleri söylemeye, halka gerçekleri anlatmaya, iktidarın yanlış politikalarını eleştirmeye bedeli ne olursa olsun devam edeceğiz.


Irkçılığa, gericiliğe, bölücülüğe karşı Eğitim-İş’in tavrını göstermekten asla geri durmayacağız. Bugün yaşadığımız süreçlerin, bu ülkedeki tüm karanlık süreçlerin birinci sorumlusu da iktidardır.


Ama burada şunun altını çizmek isterim: Altı yılı aşkın süredir devam eden bir davanın bugün beraatla sonuçlanması, aslında Türkiye’de hukuksuzluğun hanesine eklenen bir kayıt daha olmuştur. Geç gelen adaletin, ülkedeki adaletsizliğin de belgesi olduğunu herkesin bir kez daha gördüğünü düşünüyoruz.


Biz Eğitim-İş olarak bu ülkede herkesin eşit haklara sahip olduğunu; sendikal haklarımızı, özgürlüklerimizi, Cumhuriyet’e ve Atatürk’ün emanetlerine bağlılığımızı savunmaya devam edeceğimizi ve bunları söylerken hiçbir güçten çekinmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.


Örgütümüz açısından, Türkiye demokrasisi açısından hayırlı olsun. Umarım bir kez daha böyle süreçler yaşanmaz.