17 Nisan 2026
Köy Enstitüleri; Cumhuriyetimizin aydınlanma devriminin en önemli adımlarından biridir. 17 Nisan 1940’ta hayata geçirilen bu proje, yalnızca eğitim modelindeki basit bir yenilik değil; yüzyıllar boyunca yoksulluğa, cehalete ve feodal ilişkilere terk edilmiş Anadolu halkını, boyun eğen tebaa olmaktan çıkarıp düşünen, üreten ve başkaldırarak ülkenin geleceğinde söz sahibi olan özgür yurttaşlara dönüştürme iradesinin ta kendisidir.
“Bayırlarda, dağlarda, kırlarda, en ücra köşelerde kendi kendine açıp solan bir çiçek bırakmamak” inancı ve umuduyla yola çıkan Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla atılan bu devrimci adım, asırlık sömürü düzenine ve feodalizme karşı aklın, bilimin ve emeğin bir başkaldırısıdır.
“Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nice aydınımız Köy Enstitüleri’nde yetişmiş; ülkenin dört bir yanına okumanın, sorgulamanın ve eleştirel düşünmenin tohumlarını ekmiştir.
Ancak bu aydınlanma hamlesi; düşünen, hakkını arayan, başkaldıran bir toplumdan ve asırlık imtiyazlarını kaybetmekten korkan gerici odaklar ile işbirlikçilerinin yalan ve iftiralarıyla yarım bırakılmıştır.
On yıllar önce Cumhuriyetin aydınlık yüzüne yönelen saldırı, bugün biçim değiştirerek çok yönlü bir kuşatmaya dönmüştür. Eğitim sistemi, bir yandan akıl ve bilim dışı dogmalarla gericileştirilmekte; diğer yandan ise sermayenin kıskacı altına alınmaktadır.
Özellikle son günlerde yaşadığımız saldırılar ve kayıplar; çocuklarımıza hak ettiği değeri vermenin, onları her türlü istismardan ve karanlıktan korumanın tek yolunun laik, bilimsel ve kamusal bir eğitim sisteminden geçtiğini acı bir şekilde göstermiştir. Fikri hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek, bugün her zamankinden daha hayati bir meseledir.
Bu inançla, kuruluşun 86. yıl dönümünde Köy Enstitüleri’ni selamlıyoruz.
Eğitim-İş olarak, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un aziz hatıralarını saygıyla selamlıyor; onlardan devraldığımız aydınlanma meşalesini laik ve bilimsel eğitim mücadelemizle yarınlara taşıyacağımız sözümüzü yineliyoruz.