MESEM: ÇOCUKLARI ÖLÜME SÜRÜKLEYEN, KAMU KAYNAKLARINI TALANA AÇAN DÜZEN
10 KASIM SINAV GÜNÜ DEĞİL, ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜDÜR!
ÖĞRETMENİN MESLEKİ İTİBARINI ZEDELEYEN, İŞ YÜKÜNÜ ARTIRAN ORTAK YAZILI SINAV DÜZENLEMESİNE DAVA AÇTIK
21. YILIMIZI GURURLA KUTLADIK!
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME ÖĞRETMENİN İŞİDİR, MERKEZDEN DAYATILAMAZ!
21 Ekim 2026
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) yönelik yürütülen “nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet” soruşturması kapsamında dört ilde 37 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler arasında eski okul müdürleri ve müdür yardımcıları da bulunuyor. Dosyaya göre oluşan kamu zararı ise 36 milyon TL’nin üzerinde.
Bu tablo bizim için bir sürpriz değildir. Eğitim-İş olarak defalarca dile getirdiğimiz gibi MESEM çocuk işçiliğidir, eğitim hakkının gaspıdır, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıdır; çocukların yaralandığı, yaralı halde çalıştırıldığı, ölüme sürüklendiği bir düzendir. MESEM cinayettir!
Lise çağındaki çocuklarımız haftanın bir günü okula, kalan günler denetimsiz işyerlerine gönderilmekte; mesleki eğitim adı altında ucuz ve güvencesiz çocuk işçi olarak çalıştırılmaktadır. Halkımızın vergileri, okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek için kullanılmak yerine, patronların çocuk sömürüsünü finanse etmek için kullanılmaktadır.
Aynı sistemde hem çocuklar ölüyor hem de milyonlarca liralık kamu zararı oluşuyor, ama Milli Eğitim Bakanlığı ikisini de görmüyor. MEB’in 3 Eylül 2026 tarihinde TBMM’ye verdiği resmi yanıta göre yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında MESEM’lerde 9.950 iş kazası gerçekleşmiş, 37 çocuğumuz iş cinayetlerine kurban gitmiştir.
Gözaltına alınanlar arasında okul yöneticilerinin bulunması ise bir başka gerçeği gözler önüne sermektedir: Kamu kaynaklarının sermayeye aktarıldığı bu düzen, iktidarın atadığı yöneticilerin çocuklar üzerinden haksız kazanç sağladığı bir alana dönüşmektedir. Bu olayların sorumluluğu, bireysel bir yolsuzluktan öte, MESEM’i yıllardır bir başarı hikayesi gibi pazarlayan Milli Eğitim Bakanlığına ve siyasi iktidara aittir.
Anayasa’nın 41. maddesi devlete çocukları her türlü istismara karşı koruma; 50. maddesi ise kimsenin yaşına ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağını hükme bağlar. MESEM, bu iki hükmün de MEB ve siyasi iktidar eliyle çiğnendiği bir modeldir.
Daha önce de Kocaeli’nde sahte öğrenci kayıtlarının açıldığı, işletmelerin mevcut çalışanlarını çırak göstererek kamu kaynaklarını hortumladığı iddiaları kamuoyuna yansımıştı. Bu durum sistem içi bir bozukluk değil, MESEM modelinin doğal işleyişidir.
Emekçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle, işsizlik halinde güvence sağlamak amacıyla kurulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yalnızca 2025 yılında işverenlere 126 milyar TL aktarılmıştır. MESEM’de çalıştırılan çocukların ücreti bu fondan karşılanmaktadır. Bu düzenin asıl sorumlusu, işçinin güvencesini patronun kârına dönüştürerek ucuz ve güvencesiz çocuk işçiliğini finanse eden Milli Eğitim Bakanlığıdır.
MESEM, hem çocuklarımızın canını alan hem de kamu kaynaklarının hortumlandığı bir sistemdir. Sorun birkaç yöneticinin gözaltına alınmasıyla veya denetimlerin sıklaştırılmasıyla çözülemez. Ucuz ve güvencesiz çocuk emeği üzerine kurulu MESEM modeline derhal son verilmelidir.
Çocuklarımızın yeri ağır sanayiler, inşaat iskeleleri, merdiven altı atölyeler değil; güvenli ve sağlıklı okul ortamıdır. Çocukların canını ve kamu kaynaklarını patronların kârına feda eden bu düzene karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU