ÖĞRENCİLERİMİZİN YANINDAYIZ!

26 Ekim 2026

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okul ziyareti öncesinde pankart astıkları gerekçesiyle iki üniversite öğrencisi gece yarısı evleri basılarak gözaltına alınmış, ardından çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmıştır. Anayasal güvence altındaki protesto hakkını kullanan 19 ve 20 yaşındaki iki gencin tutuklanması, hukukun iktidar elinde bir sopaya dönüştüğünü bir kez daha kanıtlanmıştır.


Kamusal eğitimi piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendiren, kamu kaynaklarını özel sermayenin kullanımına açan, MESEM uygulamalarıyla çocukları ucuz ve güvencesiz işgücüne dönüştüren, laik ve bilimsel eğitimi aşındıran, okulları çeşitli protokoller aracılığıyla dini yapıların etkisine açan, eğitimde eşitsizlikleri derinleştiren ve öğretmenlerin sorunlarına çözüm üretmeyen bir Milli Eğitim Bakanı’nı eleştirmek, istifaya çağırmak suç değildir!


Milyonlarca genç bugün “Geleceğimiz yok!” diyorsa bunun nedenleri de sorumluları da ortadadır.


MESEM'lerde iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuklar ortadadır. Okullarda giderek artan şiddet, yoksulluk nedeniyle yeterli beslenemeyen, barınma ve eğitim gibi en temel haklarına erişemeyen öğrenciler ortadadır. Her geçen gün piyasacı ve gerici müdahalelerin etkisi altına sokulan, laik ve bilimsel temellerinden uzaklaştırılan eğitim sistemi ortadadır.


Tüm bunlar ortadayken asıl sorulması gereken soru şudur:


Gençleri geleceksizliğe sürükleyen kimdir? 


Pankart asan gençler değil, bu geleceksizliği yaratan politikaların sahipleri hesap vermelidir. 


Eğitimin temel amacı soru soran, eleştiren, sorgulayan, temel haklarının bilincinde olan ve hakkını arayan yurttaşlar yetiştirmektir. Ancak bugün karşımızda protesto hakkını kullandığı için öğrencileri tutuklatan bir Milli Eğitim Bakanı vardır.
Bir eğitim bakanının görevi, kendisini eleştiren gençlerin sesini susturmak değil, onların neden itiraz ettiğini anlamak ve bu itirazlara yol açan sorunları çözmektir.


Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim talebini dile getiren, kendilerinden çalınan geleceğe sahip çıkan gençleri cezaevine göndermek, eğitimde yaratılan derin tahribatı, eşitsizlikleri ve hak kayıplarını görünmez kılamaz. Baskı ve cezalandırma politikaları, gençlerin anayasal haklarını kullanma ve geleceklerine sahip çıkma kararlılığını ortadan kaldıramaz.
Eleştiri suç değildir! Protesto hakkı suç değildir! Geleceğine sahip çıkmak suç değildir!

Tutuklanan öğrenciler derhal serbest bırakılmalı, haklarındaki suçlamalar düşürülmelidir.


Eğitim-İş olarak, öğrencilerimizin anayasal haklarını, laik ve bilimsel eğitim hakkını ve insanca bir gelecek taleplerini savunmaya devam edeceğiz. Gençlerimizin yanında olmaktan, onların haklı mücadelesine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz!

MERKEZ YÖNETİM KURULU