ÖĞRETMENİMİZ FATMA NUR ÇELİK İÇİN 81 iLDE iŞ BIRAKTIK!

03 Mart 2026

Eğitim-İş olarak; en güvende olması gereken yerde, okulunda katledilen meslektaşımız Fatma Nur Çelik için ülkenin dört bir yanında alanları, Ankara’da ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünü yasla değil öfkemizle doldurduk.

 

Biliyoruz ki meslektaşımızı hayattan koparan yalnızca failin bıçağı değil; öğretmenlik meslek onurunu değersizleştiren, itibarsızlaştıran politikalardır.

 

Fatma Nur Çelik’in mirası; bizleri ölüme terk edenlere karşı verdiğimiz laik ve bilimsel eğitim mücadelemizde yaşayacaktır.

 

Diğer eğitim sendikaları ile ortak yapılan eylemde Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın Bakanlık önünde yaptığı açıklama şöyle:

“Bu barikatları buraya kuracağınıza, güvensiz hale gelen okullara sahip çıksanız, hastanelere sahip çıksanız. Sayın Bakan, senin sorumluluğunda olan bir okulda, öğrencilerinin gözü önünde bir öğretmen öldürüldü. Senin kapının önüne bu ülkenin eğitim emekçileri yaklaştırılmazken, gerekli güvenlik tedbirlerine neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?

 

Söylesene kamuoyuna, var mı tek bir okulunda, tek bir okulunda kamunun istihdam ettiği güvenlik personeli? Tek bir okulda var mı? Bugün okulların kapısında gördüğünüz bazı güvenlik personellerinin durumunu da en iyi sen biliyorsun. Okul aile birliklerinden verilen parayla orada duruyorlar. Yani kapıda tek bir kadrolu güvenlik yok. Tek bir kontrol mekanizması yok. Okulda rehberlik hizmetini yapacak rehber öğretmen sayısı ile öğrenci sayısı gerçekten işin gerektirdiği orantıda değil. Tespit edilen risklere yönelik bir sosyal hizmet destek ağı yok. Şimdi gerçekten bunca insanın, bir öğretmen öldürüldüğünde bunun münferit bir olay olduğuna, tek bir faili olduğuna inanmamızı mı istiyorsunuz? İnanmıyoruz. Çok net söylüyoruz, eğer alışveriş merkezlerini koruyor, okulu koruyamıyorsan, kendi makamına çelik barikatlar kurduruyor ama okulda öğretmene, çocuğa sahip çıkmıyorsan, hani dedin ya erdem, değer, saygı diye, erdem göster, sorumluluk üstlen ve istifa et.

 

Okullarda çocuklarımızın açlığına ve yoksulluğuna şahitlik ediyoruz. Ailelerinin yaşadığı yoksulluk nedeniyle ortaya çıkan psikolojik sorunlara şahitlik ediyoruz. Çocuğun gelecek umudu kalmadığı için okul ortamında akranlarıyla ve öğretmenleriyle yaşadığı sorunlara şahitlik ediyoruz. Diyoruz ki asıl bu sorunları ortadan kaldırmaya kafa yormak gerekirken, bununla ilgili hiçbir sorumluluk üstlenmediğini biliyoruz. Sayın Bakan, okullara güvenlik görevlisi koymamışsın. Temizlik görevlisi koymadın. Yemek vermedin ama biliyoruz ki en son İstanbul’da yaşanan olayda rehber öğretmenlerimizin tutanakları var, tespitleri var, öğretmenimizin uyarısı var.

 

Öğretmenimiz göz göre göre öldürüldü ve bunun sorumlusu çok net bir şekilde sizsiniz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı yönetiyorsan, senin kapında güvenlik varsa bu ülkenin çocuklarının kapısında da güvenlik olacak. İcazet aldığın Cumhurbaşkanına da diyeceksin ki okullar, en güvenli olması gereken yerler artık güvenli değil. Çocuklar ölüyor, öğretmenler ölüyor. Eğer okulun kapısına güvenlik koymuyorsan, sosyal hizmet desteğini sağlamıyorsan, öğretmenlerin tuttuğu raporların gereğini yapmıyorsan bu ölümün sorumlusu sizsiniz."