01 Haziran 2026
Okullarımızda yaşanan şiddet olayları sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, okul güvenliğini siber takip yoluyla çözmeyi kararlaştırmış ve okul giriş-çıkışlarına, okul bahçelerinin etrafına kamera yerleştirmeyi kararlaştırmıştır.
Eğitim-İş olarak bu süreçte ısrarla okul içinin bu tür önlemlerden uzak tutulmasını, okulun öğrencileriyle öğretmenleriyle, destek hizmetleri veren personeliyle özel bir alan olduğunu dile getirdik. Okul, eğitim öğretimin dışında birbiriyle etkileşim alanında bulunan özel bir topluluktur ve ülke olarak geleceğimizin inşa edildiği yerdir. Bu topluluğu öğrenci ve öğretmenleriyle, çalışanlarıyla birbirine karşı güven duygusundan uzaklaştıracak olan okul içi görüntü ve ses kaydı yapılması, okul koridorlarında ve bahçesinde dolaşan güvenlik görevlisi uygulaması bizim için kabul edilemez. Bu nedenle okullarımızdaki güvenlik önlemlerinin okullara giriş ve bahçe etrafıyla sınırlı kalmasını, okul içi sorunların çözümünde okul yönetimine ve öğretmenlere verilen sorumluluk oranında yetki verilmesini dile getirdik. Çünkü mevcut eğitim yönetimi uygulamalarında okul yönetiminin ve öğretmenlerin sorumluluğu var ancak yetkileri bulunmamaktadır. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay bu gerçeği yalın halde ortaya koymuştur.
Biz güvenli okul talebini dile getirdikçe, okulun kendine özgü niteliklerini vurguladıkça Milli Eğitim Bakanlığı tam tersi uygulamalarda bulunmaktadır.
Merkezi sınavlarda güvenlik gerekçesi ile Kurban Bayramı öncesi başlayan ve sonrasında devam eden uygulama, öğretmenler odasına sabit, kalıcı, sürekli kayıt yapan kamera takmak olmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı elbette sınavların güvenliğini sağlamak için teknolojiden yararlanmalıdır. Ancak bu sınavın hemen öncesine gelecek biçimde ve sınavın bitiminde biten bir uygulama olmalıdır. Oysa kamera sistemlerini okula kuran firma ile okul yönetimlerinin tuttuğu tutanaklardan anlaşıldığına göre öğretmen odasına konulan kameraların kalıcı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü öğretmenler odasına takılan kameraların elektrik bağlantısının kesilmemesi gerektiği özel olarak okul yönetimine sözlü bildirilmekle kalınmamış kameranın elektrik bağlantısını sağlayan fişin çekilmemesi tutanak altına alınmıştır.
Kameralar sınav sonrasında öğretmenler odasından götürülmeyecek biçimde kurulmuş olması, elektrik bağlantısının sürekli olacağının tutanak altına alınması bu uygulamada amacın sınav güvenliği değil öğretmenlerin izlenmesi olduğu açıktır.
Bakanlık şunu iyi bilmelidir:
Öğretmenler görevlerini yaparken, ders dışında meslektaşlarıyla birlikteyken gözetlenecek suçlular ya da suç işleme ihtimali bulunan şüpheliler değildir. Öğretmen odasına sabit kamera konulması bu haliyle öğretmene, öğretmenlik mesleğine yapılmış açık bir saldırıdır. Çünkü öğretmenler odasının izlenmesi öğretmene güvenmemenin yanında onu sürekli suç işleyecek insan olarak kabul etmektir.
Öğretmenler odası okulun beynidir. Orası özgür olmadıkça eğitim öğretimle ilgili hiçbir sorun okulda çözülemez. Çünkü öğretmenler odası öğretmenlerin birbirleriyle etkileşimde bulunduğu, birbirlerine deneyimlerini aktardığı, derslerine hazırlık yaptığı, dinlendiği yerlerdir.
Kamuoyu şunu bilmelidir: Öğretmenler odası merkezi sınavlarda sınav evrakının tutulduğu sınav odası değildir. Hiçbir zaman sınav evrakları, sınav öncesinde öğretmenlere sunulmaz. Öğretmenler bu evraklarla sınav saatleri içinde ilk defa ancak görevli oldukları sınıflarda/salonlarda karşılaşırlar. Dolayısıyla öğretmenler odasının uygulamada merkezi sınavla bir ilgisi yoktur.
Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı bu kameraların tıpkı YKS’de olduğu gibi ÖSYM’nin yaptığı biçimde sadece sınavla ilgili olacağını, sürekli kayıt yapan kameraların öğretmenler odasında olmayacağını açıklamalıdır. Ayrıca merkezi sınavlarda sınav evrakları sınav görevlilerince okula getirilmekte ve sınav öncesinde önceden belirlenen sınav odasında tutulmakta, öğretmenler odasında bulunmayan sınav evrakları için kameranın neden öğretmenler odasına kurulduğu konusunda Bakanlık açıklama yapmak durumundadır.
Eğer bakanlık böyle bir uygulamaya başlayacaksa önce Sayın Bakanın ve bürokratlarının odasından başlamalıdır.
Bakalım bu odalarda halkın, kamunun, çocuklarımızın ve eğitimin yararına mı çalışılıyor; yoksa eğitim sistemi belli yapılarla gizli ilişkiler üzerinden mi şekillendiriliyor?
Çünkü asıl denetlenmesi gerekenler eğitim politikalarını belirleyenler, tarikat ve cemaatlerle protokoller imzalayanlar, eğitim sistemini çeşitli yapıların etkisine açanlardır. Öğretmeni gözetim altına almak güvenlik değil, güvensizliktir. Gerçek şeffaflık, yetkiyi kullananlardan başlar.
MERKEZ YÖNETİM KURULU