01 Haziran 2026
Milli Eğitim Bakanlığı, imzaladığı türlü protokollerle laik ve bilimsel eğitimi hedef almaya, okullarımızı gerici yapıların hareket alanına açmaya devam ediyor.
MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında, 7 Mayıs 2026 tarihinde Uluslararası Eğitim Derneği (ULUED) ile yeni bir protokole imza atılmıştır. Bu protokol eğitim sisteminin temel ilkelerine anayasa dışı müdahalenin yanında, öğretmenlerimize yönelik ağır ithamlar içermektedir.
İmzalanan protokol kapsamında öğretmenlerin derslerde kaynak olarak kullanması için ULUED tarafından hazırlanan “Muallimin Manevi Rehberi” adlı içerikler okullara gönderilmiştir. Derslerin manevi ve dini sembollerle ilişkilendirilerek anlatılmasını, manevi değerlerle donatılmış bireylerin yetiştirilmesini teşvik eden rehber; modern, laik, bilimsel eğitim sistemine ve öğretmenlerimize açıkça hakaret etmektedir.
Dernek tarafından oluşturulan rehberin amaçlarında yer verilen “modern eğitimde eksik kalan ahlaki ve manevi yönleri tamamlamak, “sekülerleşmeye karşı manevi değerleri canlandırmak” ve “akademik bilgiyle manevi değerler arasında köprü kurmak” gibi hedefler laik, bilimsel ve çağdaş eğitim sistemine duyulan düşmanlığın kanıtlarıdır.
Söz konusu rehberde yer alan ifadeler, bu ülkenin onurlu öğretmenlerine yapılmış açık bir hakarettir. “Öğretmenin manevi kimliğini güçlendirmek” ve “öğretmenlerin kendilerini kalben, zihnen ve ahlaken inşa etmelerini sağlamak” gibi ifadelerle, modern eğitim sisteminin eğitimcileri zihnen ve ahlaken eksik kıldığı ima edilmiştir.
Eğitim-İş olarak soruyoruz:
Öğretmenlerimizin ahlakını, zihni ve manevi değerlerini ölçmek, denetlemek veya “tamamlamak” tarikat uzantısı bir derneğin haddine midir?
Eğitim emekçilerinde manevi, zihni ve ahlaki “eksiklik” olduğunu söylemek ve bu sözde eksiklikleri gidermek için bir tarikat uzantısından medet ummak akıl tutulmasıdır. Bir öğretmenin ahlaki ve manevi değerlerini ölçecek merci tarikatlar veya cemaatler değildir. Düzgün işleyen bir hukuk devletinde, öğretmenlere yapılan bu hakarete ilk karşı çıkması gereken kişi Milli Eğitim Bakanı olmalıydı. Ancak MEB, kendi öğretmenine hakaret edilmesine göz yummakla kalmamış, adeta tarikat uzantılarına “bizim öğretmenlerimiz ahlaken eksik, gelin bunları siz düzeltin” diyerek okulların kapısını ardına kadar açmış, öğretmenlere yapılan bu hakarete ortak olmuştur.
Protokol imzalanan ULUED, 2010 yılında Nur cemaatine bağlı Hayrat Vakfı’nın bir uzantısı olarak kurulmuştur. Derneğin amacı eğitim sistemini dini ve manevi değerler doğrultusunda şekillendirmektir. Yönetim kurulu başkanının bizzat Hayrat Vakfı’nın çeşitli kademelerinde yöneticilik yapmış olması, bu protokolün asıl muhatabının kim olduğunu tartışmasız şekilde gözler önüne sermektedir.
Cumhuriyet tarihi boyunca “gizli cemiyet kurmak” ve “laikliğe aykırı faaliyette bulunmak” gerekçeleriyle sayısız davaya konu olmuş bir yapının uzantıları, MEB’in türlü protokolleriyle okullarımıza sokulmakta, eğitim sistemi Cumhuriyet ve özgürlük düşmanı yapıların hareket sahasına dönüştürülmektedir.
Muallimin Manevi Rehberi’nin her maddesinde özellikle vurgulanan maneviyat, özünde bir vicdan özgürlüğüdür ve vicdan özgürlüğü, tüm dogmaların üzerindedir. Din ve vicdan özgürlüğü anayasal bir hak olarak 24. Maddede güvence altına alınmıştır. Devlet, bu özgürlüğü korumakla yükümlüdür. Güvence altına almak dışında yapılacak her türlü müdahale, öğrencinin ve öğretmenin en temel anayasal haklarına yapılmış açık bir saldırıdır.
Eğitim-İş olarak Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyeti, okullarımızı, çocuklarımızı ve aydınlık yarınlarımızı tarikat ve cemaat uzantılarına teslim etmeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal ve çağdaş eğitim mücadelemizle öğretmenlerimizi, meslek onurumuzu ve anayasal haklarımızı savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Anayasaya ve eğitimin laik niteliğine aykırı olan bu protokole karşı dava açacağımızı tüm kamuoyuna duyuruyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU