Okullarımızı kuşatan çok yönlü şiddet sarmalı; son 4 ayda 3 öğretmenimizi, 10 öğrencimizi yaşamdan kopardı.
Eğitim-İş olarak, şiddetin geçici güvenlik önlemleriyle çözülemeyecek kadar yapısal bir sorun olduğunu gözler önüne sermek, eğitim sistemimizi kuşatan şiddeti tüm boyutlarıyla ele almak, bilime ve pedagojiye dayalı kalıcı çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırladığımız "Eğitimde Şiddetle Mücadele: Güvenli Okullar Nasıl Mümkün Olabilir?" raporumuz kamuoyuna sunuyoruz.
Raporumuzda açıkça ortaya koyduğumuz üzere; okulları eli silahlı personelle, x-ray cihazlarıyla yüksek güvenlikli hapishanelere çevirmek şiddeti önlemeye yetmez. Kalıcı çözüm; çocukların psikososyal ihtiyaçlarını merkeze alan güçlü bir okul iklimi inşa etmekten geçmektedir.
Raporumuzdan öne çıkan tespitler:
- Türkiye, okula giderken kendini güvende hissetmeyen öğrenci oranında, OECD ülkeleri arasında en üst sıralarda yer almaktadır.
- Uluslararası araştırmalar öğrencilerin okula aidiyet duygusunun yüksek olduğu öğretmenleriyle güçlü ilişkiler kurabildiği, rehberlik ve ruh sağlığı hizmetlerine erişebildiği, sosyal-duygusal öğrenme programlarının uygulandığı ve okul dışı etkinliklerle desteklendiği okullarda şiddet riskinin düştüğünü gösterirken; Türkiye'de eğitim sistemi giderek daha fazla sınav odaklı, rekabetçi ve dışlayıcı bir yapıya dönüşmektedir. Yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında olması, çok sayıda öğrencinin kalabalık sınıflarda ve ikili eğitim koşullarında öğrenim görmesi, öğretmen açığı ve güvencesiz istihdam uygulamaları, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin okulla sağlıklı bağlar kurmasını zorlaştırmaktadır
- Okula aidiyet, okulda kendini güvende hissetme, yaşam memnuniyeti gibi göstergelerde Türkiye'deki öğrenciler uluslararası araştırmalarda en son sıralarda yer almaktadır.
- Türkiye’de ücretli-sözleşmeli öğretmenlik sistemi öğretmen-öğrenci bağını zayıflatmakta, özellikle dezavantajlı bırakılmış bölgelerdeki yüksek öğretmen sirkülasyonu, çocukları istikrarlı bir öğretmen ilişkisinden mahrum bırakmaktadır.
Eğitimde şiddetin münferit vakalar olmadığını biliyoruz. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” inşa edebilmek için acil çözüm önerilerimiz şunlardır:
- Zorunlu eğitim çağındaki hiçbir çocuk eğitim dışında bırakılmamalı, eğitimden uzaklaşan veya uzaklaştırılan tüm çocukların yeniden örgün eğitime kazandırılması için destekleyici ve kapsayıcı programlar hayata geçirilmelidir.
- Her okulda yeterli sayıda rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmeni görevlendirilmeli, uluslararası öneri olan 250 öğrenciye 1 PDR uzmanı standardına ulaşılmalıdır.
- Sosyal izolasyon, yalnızlık, zorbalık ve dışlanmayla mücadele eden, etkililiği bilimsel olarak desteklenen uygulamalar yaygınlaştırılmalı, sosyal-duygusal öğrenme programları okulun bütününe entegre edilmelidir. Okul içerisinde öğrencilerin okul aidiyetini güçlendirecek adımlar atılmalıdır.
- Tüm öğrencilerin ücretsiz ve nitelikli sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine katılımı güvence altına alınmalı, okul dışı zamanları güvenli ve yapılandırılmış etkinliklerle desteklenmelidir.
- Müfredat; insan hakları, demokratik yurttaşlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, barış kültürü, sağlık eğitimi ve şiddetsiz iletişim gibi şiddeti önlemede etkililiği bilimsel olarak etkililiği kanıtlanmış içeriklerle yeniden yapılandırılmalıdır.
- Öğretmene yönelik şiddet tüm boyutlarıyla araştırılmalı, öğretmenlerin mesleki güvencesini ve itibarını güçlendirecek politikalar hayata geçirilmelidir.
- Eğitim altyapısı yatırımları arttırılarak kalabalık sınıfların önüne geçilmeli, ikili eğitim uygulamaları sonlandırılmalıdır.
- Okul güvenliğinin yalnızca şiddeti önlemeye yönelik çalışmalardan oluşamayacağı gerçeğinden hareketle, eğitim politikaları öğrencilerin iyi oluşunu, eşitliği ve kapsayıcılığı merkeze alarak yapılandırılmalıdır.
Eşitliğin olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde güvenlik, güvenliğin olmadığı yerde ise eğitimden söz edilemez.