MADDİ İMKANSIZLIKLAR VE BELİRSİZ BİR GELECEK SUNAN İKTİDAR POLİTİKALARININ GÖLGESİNDE GENÇLERİN EĞİTİM MÜCADELESİ

17 Eylül 2026

Üniversitelerin açılmasına az zaman kala,  gençlerin 2000’li yıllar boyunca yaşadığı çıkmazı gözler önüne sermek için yapmış olduğumuz araştırmada; ilk önce ulusal ve uluslararası istatistikler ile yapılan karşılaştırma ve değerlendirmelere yer verilmiş daha sonra ise Eğitim-İş olarak 319 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirmiş olduğumuz anketin sonuçları ve piyasa araştırması ile öğrencilerin hem eğitim sürecinde katlandıkları maliyetin boyutu hem de geleceğe yönelik beklentilerinin yönü ortaya konulmuştur.


Araştırma üniversite öğrencilerinin artık yalnızca hangi bölümde okuyacağını veya hangi mesleği yapacağını değil; barınma, beslenme ve ulaşım giderlerini nasıl karşılayacağını düşündüğünü ortaya koymaktadır. Üniversitenin kapısını gençlere açmak, onların eğitim hakkını güvence altına almak anlamına gelmemektedir. Öğrenciye barınabileceği bir yurt, sağlıklı beslenme olanağı, ulaşım desteği ve insanca yaşayabileceği koşullar sunulmuyorsa yükseköğretim kâğıt üzerinde erişilebilir, gerçekte ise parası olanların ulaşabildiği bir ayrıcalık hâline gelmektedir. 


Araştırmada elde edilen bulgulardan bazıları şu şekildedir: 
-    EUROSTAT tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye’de üniversite mezunu 4 gençten biri ne eğitimde ne istihdamdadır. Türkiye, bu araştırmada Kuzey Makedonya’dan sonra ikinci sıradadır. 


-    ILO verilerine göre; Türkiye’de kayıt dışı istihdamın en yaygın olduğu yaş grubu çocuk işçiliğini de içine alan 15-19 yaş grubudur. Kayıt dışı istihdamın en düşük oranı 25-29 yaş grubuna aittir ancak orada bile oran %10’un üstündedir. Güvencesiz olan kayıt dışı istihdam, emek sömürüsüne büyük bir alan açarken, geleceği görememe sorununu da beraberinde getirmektedir.

 
-    EUROSTAT verilerine göre; Türkiye’de %22,8 oranında üniversite mezunu genç yani beş üniversite mezunu çalışan gençten biri kendi eğitim düzeylerinin altında gerekliliklere sahip bir işte çalıştığını belirtmektedir. 


Piyasa araştırmasında öne çıkan sonuçlar 
-    Barınma ihtiyacını karşılama durumuna göre üç il için üç ayrı maliyet hesabı yapılmıştır. Bir öğrenci; kiralık ev için aylık diğer harcama kalemleri ile birlikte en az 58 bin 297 TL’ye, özel yurt için en az 57 bin 985 TL’ye katlanmak zorundadır. İlk ödemede ise aylık tutarlara bir aylık barınma maliyeti kadar ödenmesi gereken depozito tutarı da eklenmektedir. Devlet (KYK) yurt fiyatları dikkate alındığında ilk ay güvence bedeli ile birlikte toplam tutar en düşük 28 bin 295 TL, aylık tutar ise en düşük 26 bin 735 TL’dir. 


-    Asgari ücretin 28 bin 075 TL, en düşük emekli maaşının 23 bin 552 TL ve en düşük kamu emekçisi maaşının 70 bin 224 TL olduğu ortamda aylık bir üniversite öğrencisinin harcama tutarının en düşük haliyle 26 bin 735 TL olması aslında eğitimin önündeki ekonomik zorlukları ortaya koymaktadır. Bu tabloya göre öğrencinin en düşük aylık harcama tutarı ile asgari ücretten artan para yalnızca 1340 TL olurken, kiralık ev ya da özel yurtta kalma ihtimali ulaşılması imkânsız bir seçenektir. Bu nedenle öğrenciler özellikle kiralık ev söz konusu olduğunda birden fazla kişiyle kirayı bölüşmek zorunda kalmaktadır. Bu da çoğu zaman kalabalık evler, özel alanın dahi büyük oranda ortadan kalkması durumlarını beraberinde getirmektedir.

Ankette Öne Çıkan bazı sonuçlar 
-    Katılımcıların %55’i devlet (KYK) yurdunda kalırken %45’i bu imkândan faydalanamadığını belirtmiştir.  (İstanbul’daki örgün öğrenci sayısı 930 bin 565 iken KYK’ye bağlı yurt sayısı 39, yatak kapasitesi ise 67 bin 677 olarak açıklanmıştır. Buna göre mevcut yurt kapasitesi örgün eğitimde olan öğrenci sayısının sadece %7,27’sini karşılamaktadır.)


-    Ankette gençlere mezuniyet sonrası için yurtdışına yerleşme planlarının olup olmadığını sorduğumuzda %68 bu yönde bir planının olduğu söylemiştir.  Başka bir ifadeyle şu an yükseköğretimde eğitime devam eden 3 öğrenciden 2’si yurtdışında yaşama planı olduğunu söylemiştir.


-    Yurtdışına yerleşme planının birçok nedeni olsa da ankete katılan öğrencilerin %64’ü için en önemli gerekçe “Türkiye’de iş bulabilseler bile elde edecekleri gelirin yetersiz kalacağını” düşünmeleri olmuştur.


-    Ülkede yaşanan gençlerin önünde büyük engeller oluşturan tüm bu sorunların sonunda gelecek umutlu olup olmadıkları sorulmuş ve %54’ü yani yarısından fazlası bu soruya olumsuz cevap vermiştir. 


Ortaya çıkan tablo, ekonomik krizin kendiliğinden oluşmuş bir sonucu değildir. Eğitimin maliyetini öğrenciye ve ailesine yükleyen, yeterli yurt yapmayan, bursları sembolik düzeyde tutan ve gençlere niteliklerine uygun güvenceli istihdam alanları yaratmayan siyasi iktidarın tercihlerinin sonucudur. Üniversite öğrencilerinin yaşadığı barınma, geçim ve gelecek sorunları birbirinden bağımsız değildir; eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkararak piyasanın ve ailelerin omuzlarına yükleyen politikaların birbirini tamamlayan sonuçlarıdır.

Eğitim-İş olarak, gençlerimizi güvencesiz bir geleceğe, umutsuz¬luğa ve yılgınlığa terk etmek için her yolu deneyen siyasi iktidarın politikalarına karşı; bilimsel, kamusal ve parasız eğitim hakkını savunmaya devam edeceğiz. Gençlerimizin geleceğini piya¬sanın, yoksulluğun ve eşitsizliğin insafına bırakmayacağız. Genç¬lerimizi karanlığa iten bu düzene teslim olmayacak; eşit, özgür ve güvenceli bir gelecek için mücadelemizi sürdüreceğiz.

 
Çünkü biliyoruz ki gençlere sunulan güvenceli gelecek bir ayrı¬calık değildir, haktır. Bu hakkı savunmak, yalnızca eğitimi değil; gençlerin insanca yaşayabileceği bir toplumu savunmaktır.

 

RAPORUMUZU İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ