SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN MAZERET TAYİNİ HAKKI İÇİN VERDİĞİMİZ MÜCADELE KAZANIMLA SONUÇLANDI!
MEB, İHMALLERİNİ SORUŞTURMALARLA GİZLEYEMEZ! BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
ÖĞRENCİ DEVAMSIZLIĞI GEREKÇESİYLE EK DERS KESİNTİLERİNİN DURDURULMASI İÇİN MEB’E BAŞVURDUK!
2023 SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİNİN YER DEĞİŞTİRME HAKKI İÇİN MEB’E BAŞVURDUK!
DİRENİŞLERİNİN 8. GÜNÜNDE ÖZEL SEKTÖR VE MÜLAKAT MAĞDURU ÖĞRETMENLERİMİZİN YANINDAYIZ!
23 Haziran 2026
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz katliamdaki ihmallerin hesabını vermek, gerekli önlemleri almak ve kamuoyunun vicdanını rahatlatmak yerine; Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy hakkında soruşturma açtırmış ve idari ceza verilmesini istemiştir. Aynı zamanda önceki dönem Genel Sekreterimiz Ebru Sungar ve Kars Şube Başkanımız Ersin Özbey’e sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma açılmıştır.
Bu soruşturmalar ve talep edilen cezalar; Ayla öğretmenimiz ile öğrencilerimizi kaybettiğimiz saldırının yarattığı infiali bastırma, sorumluluğu görünmez kılma ve eleştirileri hedef alma çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.
Bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz katliamın ardından, Kahramanmaraş’ta Eğitim-İş adına eğitim emekçilerimizin ve öğrencilerimizin ailelerinin yanında olmak için katıldığı cenaze töreninde Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, eğitim emekçilerinin ortak feryadını dile getirerek Yusuf Tekin’e “okulda ölmek istemiyoruz” demiştir. Bakan Tekin ise bu feryadı duymak ve yaşanan ihmallerle yüzleşmek yerine, eleştirileri hedef almayı tercih etmiştir. Bugün Yeliz Toy hakkında açtırılan idari soruşturma ve kademe ilerlemesinin durdurulması yönündeki ceza talebi de bu anlayışın sonucudur.
Daha vahim olan ise şudur: Bu acı olayın ardından kamuoyunda öncelikle sorgulanması gereken kişi, Milli Eğitim Bakanı olarak okul güvenliğinden ve eğitim kurumlarının yönetiminden birinci derecede sorumlu olan Yusuf Tekin’dir. Ancak Yusuf Tekin yaşananların sorumluluğunu üstlenmek yerine, kendisine yöneltilen eleştiriler nedeniyle bizzat şikâyetçi olmuş; emri altındaki müfettişleri devreye sokarak sendika yöneticilerimiz hakkında soruşturma açtırmış ve disiplin cezası verilmesini istemiştir.
Bir Milli Eğitim Bakanı, sendika yöneticilerinin amiri değildir. Sendikal faaliyetleri, sendikal eleştirileri ve kamu yararı adına yapılan açıklamaları yargılayacak makam da değildir. Sendikal mücadelemiz kapsamında yaptığımız açıklamalar nedeniyle sendika yöneticilerini soruşturmaya çalışmak; sendikal haklara, ifade özgürlüğüne ve demokratik mücadeleye yönelik açık bir müdahaledir.
Eğitim-İş olarak bugüne kadar da benzer girişimlerle karşı karşıya kaldık. Sendikal mücadelemiz nedeniyle birçok yöneticimiz hakkında haksız soruşturmalar açıldı, cezalar verilmeye çalışıldı. Ancak hiçbir yöneticimiz geri adım atmadı, boyun eğmedi. Örgütlü gücümüz ve hukuk mücadelemizle bu hukuksuzlukların karşısında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Eğitim-İş’in hiçbir yöneticisi, hiçbir üyesi yalnız değildir.
Yusuf Tekin’in başında olduğu anlayış, okullarda yaşanan şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmak yerine, bu gerçekleri dile getirenleri hedef almaktadır. Oysa gerçek değişmemektedir: Okullarda yaşanan her şiddet olayının ardından sorumluluk zincirinin en tepesinde Milli Eğitim Bakanlığı bulunmaktadır.
Eğitim-İş olarak bir kez daha uyarıyoruz:
Bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz katliamın ardından yapılması gereken; sendika yöneticilerine soruşturma açmak değil, yaşanan ihmallerin ve sorumlulukların ortaya çıkarılmasıdır.
Okullarımızda yaşanan şiddetin, can kayıplarının ve güvenlik zaaflarının sorumluluğundan kaçamazsınız. Göz göre göre gelen tehlikelere karşı önlem almayan, okulları güvenli hale getirmeyen anlayışın başındaki isim Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir.
Bugün emriniz altındaki müfettişlerle sendika yöneticilerini yargılamaya kalkabilirsiniz. Ancak bilinmelidir ki siz de bu ülkenin vicdanında yargılanıyorsunuz. Bir öğretmenimizi ve 9 öğrencimizi kaybettiğimiz bu katliamın ardından sorumluluğu üstlenmek yerine eleştirileri hedef alanlar, tarihin karşısında da toplumun vicdanında da mahkûmdur.
Gerçekleri değiştiremezsiniz. İhmalleri görünmez kılamazsınız. Ve günü geldiğinde, bugün üzerini örtmeye çalıştığınız her ihmal, her sorumluluk ve her yanlış kararla birlikte tarihin önünde de toplumun vicdanında da gerçek sorumlular olarak anılacaksınız.
Okullarımız şiddetin ve ölümün değil; güvenli, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olana dek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU