ZORUNLU EĞİTİMİ HEDEF ALMAK, ÇOCUKLARIN GELECEĞİNE AÇIK SALDIRIDIR!

05 Eylül 2025

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in zorunlu eğitimi hedef alan açıklamaları, AKP iktidarının yıllardır adım adım yürüttüğü eğitim politikalarının nihai hedefini açıkça göstermektedir:
Zorunlu eğitimi parçalamak, çocukları daha erken yaşta iş gücüne sürmek ve eğitim hakkını sermayenin çıkarlarına teslim etmek.

Zorunlu Eğitime Yönelik Çarpıtma

Bakan’ın “8 yıllık kesintisiz eğitim antidemokratiktir” sözleri, başlı başına bir çarpıtmadır. Demokratiklik; çocukların eğitim hakkına eşit, laik ve kamusal biçimde erişmesiyle mümkündür. Kesintisiz eğitim özellikle kız çocuklarının okuldan kopmasını engellerken, bugün 4+4+4 sistemiyle zaten 8 yıllık kesintisizlik ortadan kaldırılmıştır. “Antidemokratik” diyerek olası taleplerin önünü kapatmaya çalışmak, gerici çevrelerin raporlarına dayalı bir manipülasyondur.

Gerici ve Piyasacı Hedefler

“3+1”, “2+2” ya da “yaş temelli” modeller, özünde “okumasınlar, evlensinler, çalışsınlar” anlayışının kurumsallaştırılmasıdır.

Bu düzenlemeler özellikle emekçi ailelerin çocuklarını hedef almakta; onları erken yaşta işçileştirmekte ve hayallerinden uzaklaştırmaktadır.

Patron örgütlerinin “gençler iş gücüne erken katılmalı” söylemleri, perde arkasındaki amacı göstermektedir: çocuk işçiliğini yaygınlaştırmak, ucuz iş gücü yaratmak.

MESEM Gerçeği

MESEM uygulamaları ile çocuklar “eğitim” adı altında üretim bantlarına gönderilmekte, kimi zaman iş kazalarında yaşamını yitirmekte, kimi zaman da okuldan kopmaktadır. Bu sistem, çocukların geleceğini patronlara sunmak anlamına gelmektedir.

Tehlikeli Sonuçlar

Bu politikalar yalnızca çocuk işçiliğini artırmayacak; aynı zamanda:

Kız çocuklarının eğitimden kopmasına,

Erken yaşta evliliklerin artmasına,

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine yol açacaktır.

Eğitim-İş’in Tavrı

Eğitim hakkı pazarlık konusu olamaz!

Çocukların geleceği patronların kâr hırsına feda edilemez!

Zorunlu eğitimi budamak, toplumsal aydınlanmaya saldırıdır!

Çocukların yeri atölyeler değil; okul sıraları, kütüphaneler ve laboratuvarlardır.

 

Türkiye’nin çocukları, sanayi çarklarının dişlileri değil; özgür bireyler olarak yetişmek zorundadır. Eğitim, bireyin özgürleşmesinin ve toplumun ilerlemesinin temelidir.
Eğitim-İş olarak, bu hakkı ortadan kaldırmaya yönelik her girişimin karşısında olacağız.

 Karanlığa karşı aydınlığı, sömürüye karşı umudu büyüteceğiz!